Çanakkale Savaşı (Makaleler) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çanakkale Savaşı (Makaleler) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2015 Cumartesi

Gönüllü Bombacı Ali Reşat Çavuş

Genelkurmay’ın 2007 yılında yayımladığı fotoğraf Çanakkale Zaferi’nin unutulmaz karelerinden biriydi. Tam 100 yıl önce bir alman objektifine poz vermiş bu ‘Gönüllü Bombacı’nın adını dahi bilen yoktu. Taa ki...
Çanakkale Zaferi denince unutulmaz karelerden biridir üzerinde ‘Gönüllü Bombacı’ yazan fotoğraf. Başındaki enveriyesi oldukça büyük, üzerindeki askerî kıyafet kendisine bol gelen 13-15 yaşlarındaki çocuğun fotoğrafını çoğunuz hatırlar. Hani 2007 yılında Genelkurmay Başkanlığı’nın yayımladığı albümde yer alan ve en çok konuşulan karelerden biri olan fotoğraf (Genelkurmay o tarihte 28 fotoğraf yayımlamış, o fotoğraflardan biri de ‘Gönüllü Bombacı’ya ait meşhur kareydi). Ama kimdi bu çocuk? Gerçekten Osmanlı askerleriyle birlikte Çanakkale’de bulunmuş, düşmana karşı

16 Mart 2015 Pazartesi

TSK'nın Arşivinden Çanakkale Zaferi


Kahraman Mehmet Çavuş 'Sağ kolumu kaybettim. Zararı yok. Sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim. Beni üzen ve yeniden birliğime katılarak, düşmanla çarpışmama engel olan şey, yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. Hastahaneden çıkıp, harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz. Affediniz komutanım.' Mehmet Çavuş´un hastaneden yazdığı mektuptan...

11 Ocak 2011 Salı

Çanakkale'de Kaybolan Birlik

General Hamilton Durum Değerlendirmesi Yapıyor.
1915 Ağustosunda savaş kokusu ile dolu sıcak bir rüzgâr eserken, ince bir toz tabakasını da birlikte havaya kaldırıyordu. Yiyeceklerin, siperlerin, ölü ve yaralıların üzerine bulutlar halinde çöken iri yeşil sinekler; dizanteriye yakalanan İngiliz askerlerini büsbütün perişan ediyor. Bir milleti yok etmeye, esaretleri altına almaya gelenler tarihin en büyük yenilgilerinden birine yaklaşıyorlar.

İngiliz komutanı Sir Jan Hamilton, korkunç bir yenilgiye uğrayacağını sezmiş, savaşı kazanma ihtimalini taze kuvvetlerle birlikte yapılacak büyük bir saldırıda görmüştü.
Kraliyet Norfalk Alayı, taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 Temmuz 1915’te İngiltere’den gemilere bindirildiler. Savaş tecrübeleri yoktu. Ordu mensuplarınca ‘tatil gecesi askerleri diye anılan savunma birliklerine bağlıydılar. Norfalk alayı, savaş hattı gerisinde iklime alışmaları için bekletilmeden, 10 Ağustos günü Suyla Koyu’nda unutulmaz macera yaşamak yerine, cehennemi bir kabusla karşılaştılar.

10 Ocak 2011 Pazartesi

İnanç, Çanakkale ve Ötesi

Çanakkale zaferi tarihin zirvesine diktiğimiz ölümsüz bir abide, kanımızla yazdığım iz silinmez bir kitabe, yüreklerimizi heyecan ve iftihar dalgasıyla kabartan ebedi bir kahramanlık destanıdır.

Çanakkale, Müslüman Türk’ün yenilmezliğini, bütün dünyaya bir kere daha ilan eden muhteşem bir zaferdir.

Evet, Çanakkale ne kutlu bir yerdi ki, böyle bir kahramanlık destanına sahne oluyordu.

4 Ocak 2011 Salı

Çanakkale Ağlar

Çanakkale'ye her baktığımda, Gelibolu bir damla yaş gibi Ege'ye süzülür. Sanki memleketimin haritası ağlar. Gelibolu'ya her baktığımda, Boğaz'ın köpüklü suları içimin kıyılarına vurur, sonra kelimeler kanatlanır kalbimden. "Hey Gelibolu derim, onca yiğit sende Hakk'a yürümüşken, neden göğe şahlanmıyorsun da hicranlı bir yaş gibi denize uzanıyorsun!" Boğazın köpüklü suları kıyılarına vurur; "İki yüz elli bin can.. iki yüz elli bin tane can..." yankıları hıçkırık olur, Gelibolu ağlar.
Zaman, fırtınalara tutulduğumuz zamanlar... Rüzgârların yelelerimizi dağıttığı, aslan cesametimize "hasta adam" dendiği zamanlar. Sonunda kara ağızlar ferman keser: "Çanakkale'den...

1 Ocak 2011 Cumartesi

Çanakkale'nin Unutulmaz Kahramanlarından Seyyid Onbaşı

Öldürmek hırsı bir ur gibi sarmıştı düşmanın bütün hücrelerini. Büyüdükçe büyüyordu içlerindeki Müslüman Türk düşmanlığı... Tıpkı ataları gibi, Birleşik Filo da bu düşmanlıkla besliyordu ruhunu.

Seddülbahir Kalesi’nin duvarlarında sabah ezanı yankılanıyordu. Dördüncü Mehmed'den beri kim bilir kaç kez yankılanmıştı bu ilâhî seda bu duvarlarda. Güneşin taze ışıkları Birleşik Filo’nun çelik namlularında yansıdı ve ölüm, giden geceden kurtulmuşçasına yürüdü seksen altı vatan evlâdının üzerine. Alınları secdedeydi. Yürekleri Hakk ile beraber... Yıllardır tükenmeyen kin, Çanakkale Boğazı'nı seçmişti hedef olarak... Harp kopmuş gelmişti işte.

30 Aralık 2010 Perşembe

Çanakkale Şehitlerine

Türk milleti, Kâinatın Efendisi'nin (sav) risalet beratı olan Kur'ân'ın davetine icabet etmiş ve asırlar boyu Orta Asya'dan Avrupa'ya kadar "Kelimetullah" davası için koşturmuş ve hakâik-i Kur'aniye ve imaniyenin neşir ve tamiminde cehd ile çalışmıştır. Ve bu millet, bağrında nice imanlı mücahidler yetiştirmiş; bu mücahidler 'bir gül bahçesi'ne girercesine kendilerini gaza meydanlarına atmışlardır.
Bizi İslâmiyet'in bayraktarlığından alıkoymak isteyen haçlı zihniyeti ise "hasta adam" olarak nitelediği Osmanlı'yı en zayıf noktasından vurarak kendi gayeleri uğruna I. Dünya Harbi'ne sürüklemiştir.

19 Aralık 2010 Pazar

Nusrat

Mevki-i Müstahkem Komutanlığı'nın 9 No'lu Harp Ceridesi, sahife no: 667 
...Tarih: 23 Şubat 1330 (08 Mart 1915).

...Ceridenin tutulduğu yer: Hacı Paşa Çiftliği (Müstahkem Mevki Karargâhı)... Hava sisli ve kapalı. Yağmur yağıyor ve ara sıra şimşek çakıyor. 

...Saat: 5 evvel (05:00): Mayın gemisi Nusrat; Karanlık Liman mevkiine, 100 metre aralıkla vukuatsız olarak 26 mayın döktü. 

18 Aralık 2010 Cumartesi

Çanakkale'nin Kahraman Topçuları

18 Mart 1915 tarihiyle özdeşleşen Çanakkale (Kale-i Sultaniye) Deniz Savunma Harbi’nden birkaç sene sonra bölgeyi ziyaret eden bazı gazeteciler, Seddülbahir-Kumkale’deki Hamidiye Tabyası’nı, 5 Mart 1331 (Miladî 18 Mart 1915) Gazası’nın en şerefli kahramanı olarak tarif ediyorlardı. O günün dergi ve gazetelerinde neşrettikleri müşahedelerini onların kaleminden takip edelim:

17 Aralık 2010 Cuma

Çanakkale'den Kahramanlık Portreleri

Ey Çanakkale'nin ve bu vatanın müdafaasında canı, kanı, teri olan şehitler, gaziler... İngilizleri, Fransızları, Hintlileri ve daha nicelerini Çanakkale'de iman dolu göğüsleriyle karşılayan kahramanlar... Çok uzak coğrafyalardan gelen bu milletlerle bir alıp veremediğin yoktu aslında. Yeni Zelanda, Avustralya, İngiltere nerede, Çanakkale neredeydi? Şâirin o yıllarda "Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ" şeklinde tasvir ettiği bu insanlar senin topraklarında ne arıyorlardı acaba? Seni kolay lokma sanıyor, devletini yıkmak istiyorlardı. Birileri General Stanford'a, Türkleri tanımadıklarını, Çanakkale hakkında hiçbir şey bilmediklerini, Boğaz'ı aşmak için 150.000 kişilik bir kuvvete ihtiyaç olduğunu söylüyordu. Söylüyordu ama buna kimseyi inandıramıyordu. Hattâ İngiliz Kitchere, bu sayıyı çok buluyor, Çanakkale'nin geçilmesi için bu sayının yarısının yeterli olacağını, kısa sürede İstanbul'a ulaşacaklarını düşünüyordu. Böylece, "kocamış Türk devleti, Gordion'un kördüğümü misâli, bıçakla kesilmiş gibi bölünüp dağılıverecekti."