Ben kökü mazide bir atiyim.” Gerçekten bir ayağı mazide, diğer
ayağı atide olan, hem Osmanlı hem de bir Cumhuriyet dönemi şairidir Yahya
Kemal. Osmanlı şehrinde ve Osmanlı topraklarında doğan muzdarip şair, hayatının
büyük kısmını Cumhuriyet Türkiyesi’nde, doğduğu ve özlemini ta iliklerine kadar
hissetiği, o çok sevdiği Üsküp’ünden, Rumeli’sinden uzak olan bir başka Osmanlı
şehrinde, payitahtta yaşamak mecburiyetinde kalacaktır. Yine hayatının büyük
bir bölümü o muhteşem maziye duyduğu özlemi dile getirmekle geçecek ve
özellikle bu mazi iklimi içinde kendi dünyasını dolduran özel kişiler ve
olaylar büyük bir yer tutacaktır. Cumhuriyet tarihinin adeta en titiz şairi
olma özelliğini taşıyan Yahya Kemal’in zaman zaman şiirlerini yakından
incelediğimizde, arkasındaki ruh hâlini bulabilir ve onu şiir yazmadan önce
yaşadığı, duyduğu hisleriyle baş başa yakalayabiliriz. Onun “Ufuklar” şiiri
bunlardan birisidir. Onun “Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebî Hatıralarım”
adlı eserinde zikrettiği bazı pasajlar, bir kısım şiirlerini daha iyi anlamamız
açısından hayli kıymetli bir hatırattır bizim için. Yahya Kemal eserde zaman
zaman şiirlerinin arka planını sunmakta ve hangi şiiri hangi ruh hâliyle
yazdığının ipuçlarını bazen açık, bazen de gizemli bir sır perdesiyle
açıklamaktadır.
Yahya Kemal (Makaleler) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yahya Kemal (Makaleler) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Şubat 2011 Pazartesi
Yahya Kemal'in "Ufuklar" Şiiri ve Annesi
Ben kökü mazide bir atiyim.” Gerçekten bir ayağı mazide, diğer
ayağı atide olan, hem Osmanlı hem de bir Cumhuriyet dönemi şairidir Yahya
Kemal. Osmanlı şehrinde ve Osmanlı topraklarında doğan muzdarip şair, hayatının
büyük kısmını Cumhuriyet Türkiyesi’nde, doğduğu ve özlemini ta iliklerine kadar
hissetiği, o çok sevdiği Üsküp’ünden, Rumeli’sinden uzak olan bir başka Osmanlı
şehrinde, payitahtta yaşamak mecburiyetinde kalacaktır. Yine hayatının büyük
bir bölümü o muhteşem maziye duyduğu özlemi dile getirmekle geçecek ve
özellikle bu mazi iklimi içinde kendi dünyasını dolduran özel kişiler ve
olaylar büyük bir yer tutacaktır. Cumhuriyet tarihinin adeta en titiz şairi
olma özelliğini taşıyan Yahya Kemal’in zaman zaman şiirlerini yakından
incelediğimizde, arkasındaki ruh hâlini bulabilir ve onu şiir yazmadan önce
yaşadığı, duyduğu hisleriyle baş başa yakalayabiliriz. Onun “Ufuklar” şiiri
bunlardan birisidir. Onun “Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebî Hatıralarım”
adlı eserinde zikrettiği bazı pasajlar, bir kısım şiirlerini daha iyi anlamamız
açısından hayli kıymetli bir hatırattır bizim için. Yahya Kemal eserde zaman
zaman şiirlerinin arka planını sunmakta ve hangi şiiri hangi ruh hâliyle
yazdığının ipuçlarını bazen açık, bazen de gizemli bir sır perdesiyle
açıklamaktadır.13 Aralık 2010 Pazartesi
Yahya Kemal Ve Fetih Rüzgarı
Yahya Kemal bu şiirinde, yüzyıllardan beri bulunduğu mekâna sığmayan, daima akın zevkiyle yaşayan kahraman bir milletin hayat macerâsını anlatır. "Yeri fethetmek için gelmiş" bu fâtih milletin fatih nesilleri, bütün maddi hudutları aşan, önünde hiç bir engel tanımayan nesillerdir. Onlar yüzyıllar boyunca tarihe yön vermişler, büyük medeniyetler, büyük ümranlar kurmuşlardır. Tarih onlarla renklenmiş, coğrafya onlarla şekillenmiş, toplumlar onlarla huzura ermiş, dünya düzeni onlarla yürümüş, haksızlığa uğrayan hakkını onlarla almıştır. Bu durum 18. yüzyıla kadar devam eder. 18. yüzyıldan itibaren, yavaş yavaş inançlarını, aksiyonunu, dinamiklerini kaybetmeye başlayan nesiller karşımıza çıkmaya başlar. Bu her şeyini kaybetmiş nesillerin elinde, üç kıtaya hakim birBalkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;11 Aralık 2010 Cumartesi
Yahya Kemal ve Medeniyet Buhranı Edebiyatı
Tanzimat'tan Günümüze Türk Edebiyatı, Batı Tesirinde Türk Edebiyatı, Modem Türk Edebiyatı, Türk Teceddüt Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, gibi adlarla anılan son yüzelli yıllık edebiyatımızın en mühim vasıflarından biri de şiddetli bir arayış, bunalım ve buhrandır. Prof. Ahmet Hamdi Tanpınar bu devir edebiyatına "Medeniyet Buhranı Edebiyatı" adını verir.
30 Kasım 2010 Salı
Muhalif Bir Yalnız Adam Yahya Kemal Beyatlı- 2
30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'yla 1. Dünya Savaşı biter ve Osmanlı Devleti yenilgiyi kabul eder. Sınırları tâ Arnavutluk'tan Basra Körfezi'ne, Trablusgarp'tan Yemen'e uzanan koskoca bir imparatorluk 1909'dan 1918'e kadarki dokuz yıllık İttihat ve Terakki yönetiminde parçalanır. Bursa'dan Antep'e, Urfa'dan Adana'ya, Antalya'dan İzmir'e kadar Anadolu işgal bile edilir. Türk devleti yüzyıllardan beri ilk defa, tarih sahnesinden silinmek tehlikesiyle karşı karşıya gelir. İttihat ve Terakki Partisi'nin üst kademe yöneticileri, yurt dışına kaçar. Anadolu'da ise, 23 Nisan 1920'de açılan TBMM ile Millî Mücadele başlar. Yahya Kemal, her şeyin bitti sanıldığı 1918 yılı Mütareke şartları altında büyük bir acı içindedir. Hüzün dolu ve mustariptir; fakat buna rağmen ümidini kaybetmez. "1918" başlıklı şiirinde, duygularını şöyle anlatır:29 Kasım 2010 Pazartesi
Muhalif Bir Yalnız Adam Yahya Kemal Beyatlı
Ahmet Agâh, çocukluğu, çevresi ve ilk eğitimi
Yahya Kemal'in annesi ve babası, hem mizaç olarak hem de hayata bakış tarzı bakımından birbirinden bir hayli farklıdır. Nakiye Hanım, "marazî bir derecede titiz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

